7 Ocak 2011 Cuma

Kravat'ın Hikayesi

Kravat'ın Hikayesi

Kravatın sözlük anlamı; “bir ucu ince, diğer ucu daha geniş, gömlek yakasının altından geçirilerek önde üçgen biçimde bağlanan, özel kumaştan yapılan giysi aksesuarı; boyun bağı”, şeklindedir. Kravatlar, ince parlak ipek, sentetik ya da karışım kumaşlardan çok çeşitli desenlerde hazırlanarak gömlekle birlikte aksesuar olarak kullanılmaktadır

Çeşitli kravat şekilleri bulunmaktadır:

Regat kravat: Çapraz kesilmiş, iki parçadan oluşan Regat kravatlar günlük kullanıma daha uyumludur. Günümüzde günlük yaşamda en çok kullanılan kravat çeşitidir.

Papyon: Papyon, gömlek yakası üstüne bir kopça veya lastikle tutturulan kelebek biçiminde klasik giyim tarzına uygun bir aksesuardır. Papyon kravattan yola çıkılarak geliştirilmiştir.

Ascot kravat: En nadir bulunan kravatlardır. Günümüzde sadece prenslerin düğünlerinde takılmaktadır. Adını aldığı ünlü Ascot yarışlarında (İngiltere' de aristokratların izlediği geleneksel at yarışları) takılması zorunludur. Kravatın, yakanın iki tarafından sarkan iki parçası göğüste çaprazlanıp, bir kravat iğnesiyle tutturulmaktadır. İğnenin (mümkünse gerçek) bir inci taşıması da giysiye ilave bir şıklık katmaktadır.


KRAVATIN DOĞUŞU
1635’de, 30 Yıl Savaşları sürerken Fransız Kralı XIII. Louis için savaşan yaklaşık 160 bin lejyoner ve şövalye bulunmaktaydı. İçlerinden bir grup askerin kıyafeti bir ayrıntı nedeniyle diğerlerinden farklı idi. Bunlar, Hırvat askerleriydi ve onları diğerlerinden farklı kılan, boyunlarına bağladıkları atkılardı. Savaşa giden Hırvat askerlerini uğurlayan eşleri, sevgilileri, anneleri, başlarından çıkardıkları atkıları, sevdikleri erkeklerin boyunlarına bağlamış ve birer düğüm atmışlardı. Hanımlar, eşlerinin evlerinden uzakta oldukları sürece bu atkıları her gördüklerinde kendilerini ve evlerini anımsamalarını istemelerinin yanında attıkları özel düğümlerin erkeklerini kötülüklerden koruyacağına inanıyorlardı.

Savaş sürerken, Hırvat askerlerin boyunlarındaki bağlar dikkatlerden kaçmamıştır. Kadınlardan yadigar bu uğurlar,Fransız modacıların elinde önemli bir aksesuara dönüşürken süreç içinde büyük değişikliklere uğramıştır. Savaşa giden Hırvat erkeğinin boynuna eşarbını bağlayan Hırvat kadını ile sabah evden çıkarken eşinin kravatına son bir biçim veren kadın arasında büyük bir benzerlik bulunmaktadır. Bu boyun bağları çeşitli kumaşlardan yapılmıştır. Sıradan askerlerin boyun bağları kaba kumaştan, subaylarınki ise kaliteli pamuk ve ipekten üretilmiştir. Daha önce Avrupa'da bilinmeyen bu şık "Hırvat tarzı", aksesuarlarına düşkün olan Fransız'ları hayran bırakmıştır. Antik çağlardan 6. Yüzyılın ikinci yarısına kadar boyunlarını açıkta bırakmakta bir sakınca görmeyen erkekler, Rönesansla birlikte boynu çevreleyen yakaları keşfetmeye başlamışlardır. Bu yakalar 17. yüzyılda dantellerle renklenmiş ve modelleri çeşitlenmeye başlamıştır.

30 yıl savaşlarındaki kibar Fransız subaylar için bu Hırvat boyun bağlarının avantajı pratik olmasıydı. Beyaz tutulması ve dikkatlice kolalanması gereken dantel yakaların tersine, bu boyun bağı fazla bir dikkate gerek duyulmadan basitçe boyuna bağlanmaktaydı. Ayrıca kaliteli yakalar kadar şık olan bu yeni bağlar, daha kullanışlı ve takılmasının kolay olması yanında askerlerin uzun ve sık saçları altından da görünebilmekteydi.

XIV Luis'in hükümdarlık sürdüğü 1650'li yıllarda, Hırvat boyun bağı Fransa'da daha da önemlisi askeri aksesuarlara hayran olan Fransız mahkeme üyelerince kabul görmüştür. Kısa sürede modaya uygun "a la croate" (Hırvat tarzı) deyimi Fransız diline hala var olan bir kelime olarak yani la cravate şeklinde girmiştir. Bundan sonra kravat, şıklık ve kütürün sembolü olmuştur. II. Charls, sürgünden İngiltereye dönüşünde bu yeni moda giysi aksesuarını ve kelimeyi yanında getirmiştir. Sonraki 10 yılda bu moda, Avrupa’ya ve koloniler arasında Amerika kıtasına yayılmıştır. 17. yüzyıldan bu yana "croata" kelimesinin türevleri birçok dile boyun bağı anlamında girmiştir. Örneğin; Türkçe, İngilizce, Almanca, Portekizce ve İtalyanca’da olduğu gibi.

KALİTELİ BİR KRAVATTA BULUNMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

Erkeklerin giyim konusundaki bilgisini ve hatta genel olarak zevkini kravatları üzerinden yapılan değerlendirmeler belirlemektedir. Doğru seçilmiş bir kravat, çok da iyi olmayan bir kıyafetin havasını bir anda değiştirebildiği gibi, kötü bir seçim de çok iyi bir kıyafetin tüm güzelliğini ortadan kaldırabilmektedir. Kaliteli bir kravatın eni 8,5 - 10 cm, boyu 140 cm olmalıdır. Klasik bir kravatın yüzde yüz ipek olması kalitenin belki de en önemli göstergesidir. Kravat kumaşları dokuma ve baskı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kalın dokusu nedeniyle bağlanması güç olsa da dokuma kravatlar, kalitenin önemli göstergelerinden biridir. Dokuma kravatlarda en yaygın desen, diyagonal çizgiler olarak bilinmektedir. Son dönemlerde, ipek kravatların yanı sıra yün, yün-kaşmir, yün-ipek-keten ya da ipekketen gibi karışımlardan da kaliteli ürünler elde edilmektedir. Kumaşların kaliteyi belirlemesinin yanı sıra astar, tela ve dikiş özellikleri de kravatın önemli ayrıntılarını oluşturmaktadır.

Kravatla ilgili dikkat edilmesi gereken
bazı noktalar aşağıda maddeler halinde
görülmektedir:
- Kravat ucu, pantolon kemerinin alt hizasına gelecek şekilde bağlanmalıdır.
- Çözüldüğü zaman ilk boyuna geri önmelidir.
- Çıkarılması kolay olmalıdır.
-Rutubetli yerlerde bırakılmamalıdır.
- Kesinlikle ütülenmemelidir (Kuru temizleme sırasında preslenmemelidir).
- Geceleri kesinlikle bağlı bırakılmamalıdır.
- Örgü kravatların uzamasını engellemek için yuvarlak şekilde muhafaza edilmeleri gerekmektedir.
-Kot pantolonla birlikte, bez kumaştan yapılmış spor bir kravat tercih edilmelidir.
- Kravat düğümü çekiştirilerek açılmamalıdır.
- Asla astarı görünmemelidir.
- Her zaman gömlekle tezat oluşturmalı ancak tam aksi bir seçim de yapılmamalıdır.
- Diyagonal dokuma kravatlar takım elbiselerle kullanılmamalıdır. Takım elbiselerle, mikro desenli dokuma kravatlar tercih edilmelidir.
- Yün ve kaşmir kravatlar soğuk günlerde, ağır kumaşlarla kullanılmalıdır.
- Keten ve keten karışımlı kravatlar ise sadece yaz mevsiminde ve pamuklu, keten kıyafetlerle tercih edilmelidir.
- Kalitesinin göstergesi olarak zarf kısmında saklı yedek iplik barındırmalıdır.

Kravatta amaç, göze hoş görünen desenlendirme ve renklendirme olduğundan kravatlık kumaşa desen ve renk açısından herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Kravatlardaki çizgiler, verev olarak yerleştirilerek güzel bir efekt elde edilmektedir. Bunun yanında puan efektide sıkça kullanılan desenlerdendir.

Kaynaklar; 
1.http://www.ntvmsnbc.com/news/214998.asp
2.http://www.victoriaunique.com/german/goto.htm?3.http://www.victoriaunique.com/german/history.html
4. http://www.alpi.de/index.php?open=binder
5. Schierbaum, W., 1987, “Modegeschichten”, Berlin, s.93- 99.
6. http://www.users.bigpond.com/landman_m/TYKmake.htm
7. Işık A., 1991, “Kravat Bandının Oluşturulması”, Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil
mühendisliği Bölümü Bitirme Tezi, s.22.
8. Yakartepe M., Yakartepe Z.,1995, “Konfeksiyon Teknolojisi”, Tekstil ve Konfeksiyon Araştırma
Merkezi, İstanbul, s. 991-997.

5 Ocak 2011 Çarşamba

Tekstilde Tasarım

Tekstilde Tasarım
Günümüzde sosyal, politik, ekonomik, estetik öğelerin hakim olduğu bir dünyada yaşamaktayız. Tasarım ürünü, tüm bu öğelerin sentezini içeren bir bütünlüğe sahip olmalıdır. Tekstilde tasarımın ana ilkesi estetik unsurları içererek özgün olması yanında işlevsel olmasıdır. İşlevsel olmayan bir tekstil ürünü sanat eseri kapsamına girer ve tekstil tasarımının dışında tutulur. Tekstil tasarımını yönlendiren birincil etmen “yaratma”dır.


Yaratım, zihinsel ve maddi yaratım olmak üzere iki aşamada gerçekleşir. Yapılan çalışma zihinde somutlaştırıldıktan sonra kullanılacak malzemeye aktarılır. Yaratma aşamasını uygulama, üretim ve pazarlama takip eder. Tekstil endüstrisinde bulunan yeni malzeme ve teknikler, makine kapasitesinin arttırılması tekstil tasarımının yaratma gücünü ve çeşitliliğini arttırmıştır.


Bir tekstil ürününde tüketiciyi ilk bakışta çizgi ve biçimden önce “renk” öğesi etkilemektedir. Estetik beğeniyi belirleyen renk, duyguların çağrışımıdır. Tüketici, rengini beğendiği bir malın biçimine ve desenine bu aşamadan sonra dikkat eder. Rengi ile birlikte biçimi, deseni kendisine uygun gelirse ürünü alır. Rengin kullanım biçimleri de tüketicinin beğenisinde etkili olabilmektedir. Yalın, açık-koyu, sıcak-soğuk, tamamlayıcı, aldatıcı, kalite, miktar biçiminde kullanımları olan renkler, bir yüzey üzerinde zaman zaman tek başlarına zaman
zaman da birlikte kullanılmaktadır. Açık ve sıcak renkler diğer renklere nazaran çok daha etkilidirler. Kırmızı renk kişi üzerinde çekici bir etki bırakırken, sarı huzursuzluk verici bir etkiye sahiptir. Göz, dinlenmek için içgüdüsel olarak mavi ya da yeşil arar. Renklerin bu tür etkilerinden yaşadığımız mekanlar içinde de faydalanabiliriz. İnsana huzur veren, dinlendirici bir oda istiyorsak, perde ve döşemelerini mavi tonda seçebiliriz. Eğer, neşeli, cıvıl cıvıl bir oda arzuluyorsak da sıcak, hareketli renkler kullanırız. Bir çocuk odasında ise, ister perde ister yer döşemesi vs. olsun zeka gelişiminde faydalı olduğu için tercih edilen renk turuncu ve tonlarıdır. Fakat yine de bu renk kullanımı kişilere göre değişir. Sonuç olarak renklerin bu farklı kullanımları kişilerin estetik beğeni ve tarzlarını,
duygu ve düşüncelerini belirler.

Bir tekstil ürünün oluşumundaki diğer öğe de dokudur. Tekstil ürününde doku, tasarım aşamasında iki farklı şekilde ortaya çıkar. Malzemenin ya da örgünün yapısıyla oluşturulan doku, diğeri ise resimsel öğelerle oluşturulan dokudur. Ancak, yalnız çizgi, renk, doku gibi sanat öğelerinin tekrarlanması ile tasarım elde edilebileceği yanılgısı bizleri bir diğer sakıncalı tasarım anlayışına götürür. Tasarım önceden planlanmıştır, işlevseldir, çok yönlüdür. Değişen ağırlıklara göre malzeme ve tekniğin sınarlarını gözetmelidir.

Resimdeki tüm sanatsal değerler ve onların kullanım ilkeleri, tekstilde de değişmez. Ancak resim gibi “tek” yapılmayan, kitlesel tüketime yönelik tasarımlarda sanat öğelerinin kullanımı ürünün işlevine, malzemenin yapısına, tekniğin olanaklarına da bağlıdır.

Görüldüğü gibi, tekstil tasarımında sanat öğeleri, işlev, malzeme ve teknikten bağımsız kullanılamayacaktır. Teks-til işletmelerinde gevşek bırakılan salt sanat iyilikten çok zarar verebilir. Çünkü onun serbestiyete gereksinimi vardır. Buna karşın tekstil de küçük de olsa sınırlamalar, elverişlilik ve konuya ilişkin özel bilgi açısından gereklidir.

Tasarlanan nesne ne olursa olsun, devamlı vurguladığımız gibi, değişen ağırlıklara göre sosyal, politik, ekonomik, teknik ve estetik konuları birleştirici anlamda bir bütünlüğü elde etmek gerekmektedir. Estetik yönden doyurucu olan, buna karşın ekonomik açıdan güçlükler çıkaran ya da bunun tersi bir tasarım, çevre ile uyumu geçleştirici bazı etkenleri içeriyorsa, insan gereksinimleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi sakıncalı bir tek boyutluluk getiriyor demektir.

4 Ocak 2011 Salı

Türkiye’de Tekstil Sektörünün Sorunları

Türkiye’de Tekstil Sektörünün Sorunları




Kayıt dışı ekonomi: Tekstil ve giyim sanayinde kayıt dışı faaliyet gösteren şirketlerin çokluğu ve bunların haksız rekabeti önemli bir sorun oluşturuyor.


Kontrolsüz ithalat: İthalatta yaşanan önemli sorun dampingli malların Türkiye’ye girmesini önlemek için alınan tedbirlerin yetersizliği, soruşturmaların ve mahkemelerin uzun sürmesi nedeniyle sektörün haksız rekabetten önemli ölçüde zarara görmesidir.


Teşvik sorunu: Hükümetler bugüne kadar tekstil ve konfeksiyon sektörünü bir stratejiye dayandırmadan teşvik ettiler.


Reel kur: Doğrudan maliyet kalemleri içinde yer almasa da, Türk Lirası’nın  son 2 yılda aşırı değer kazanması sektörü etkiliyor.


İşçilik maliyeti: Sektörün maliyetleri içinde işçiliğin payı yüzde 15 civarındayken,  bu oran hazır giyimde yüzde 30’a kadar çıkıyor. Hazır giyimin daha fazla emek yoğun olması, bu sektörün emek maliyetinden ve dolayısıyla üretimde küreselleşme sürecinden daha fazla etkilenmesine neden oluyor.


Enerji giderleri: Enerji girdilerindeki yüksek fiyatlar, Türkiye’deki şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. Türkiye’de sanayide kullanılan elektrik enerjisi ve doğal gaz fiyatları OECD ülkeleri ortalamalarına ve pek çok gelişmekte olan ülkeye göre yüksek. Son üç yılda üretim maliyetleri yüzde 50 üzerinde artış gösterdi.


Kaynak: http://www.kobifinans.com.tr/tr/sektor/011502/1120

Organik Tekstil Nedir?



Organik Tekstil Nedir?


Organik ürün; yetiştirilme süreçlerinde herhangi bir kimyasal kökenli madde ile takviye edilmeyen ve insan sağlığını bu yönüyle tehdit etmeyen ürün anlamına geliyor. Normal koşullarda üretilen tekstil ürünlerinin ise üretim, kullanım ve yok edilme esnasında her zaman çevreye ve insana zarar verme ihtimali var. Bunu engellemek için üretilen organik kökenli ürünler, gelecekte önemli bir sektör yaratılacağının sinyallerini veriyor.

Bu yeni ve doğa hassasiyetine vurgu yapan anlayış “etik moda” olarak adlandırılıyor ve etkisi her geçen gün artıyor. Son zamanlarda oldukça sık konuşulan bu kavram, giydiğimiz kıyafetleri, kullandığımız tekstil ürünlerini üreten insanları ve çevreyi dikkate alarak, ürün tercihlerini belirlemek anlamına geliyor. Etik modayı takip edenler, aldıkları bir elbise, ayakkabı ya da pantolonun; nerede, nasıl ve kim tarafından, hangi koşullarda yapıldığını düşünerek karar veriyor. Söz konusu tüketici grubunda, çevreci yaklaşımın yanında ürünlerin yumuşaklığı da tercih nedenlerinin başında geliyor. Organik tekstil ürünleri, diğer ürünlere nazaran çok daha yumuşak ve bu özelliğini sürekli olarak koruyabiliyor.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 14. Sayı

1 Ocak 2011 Cumartesi

Bambu Lifi



Bambu Lifi

Bambu bitkisinin selüloz oranının yüksek olması kağıt ve tekstil endüstrileri
olmak üzere bir çok alanda ham madde olarak kullanımını gündeme getirmiştir.

Selüloz oranının yüksek olması yanında elde edilen liflerin özelliklerinin
giysi konforu açısından olumlu özelliklere sahip olması, özellikle
son yıllarda bu liflerin popülaritesini artırmıştır.

Lif eldesi için ise 2-4 yıllık bambular daha uygun olmaktadır.

Bambu bitkisinin yaşı ile içerdiği lif oranı arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Bir yılın
altındakilerde yaklaşık % 75, bir yıllıklarda % 66, üç yıllıklarda % 58 oranında lif bulunmaktadır.
Bambu bitkisinin yaşının artmasıyla yapıdaki lignin artmakta ve liflerin birbirinden ayrılması zorlaşmaktadır.

Doğal bambu liflerinin mikroskop altında boyuna görünümü incelendiğinde, bir çok küçük oyuk görülmektedir. Enine kesiti ise tam oval olmayan, böbrek şeklindedir ve ortada lümen açık bir şekilde görülmektedir. Dış duvar, dairesel tabaka yapısındadır ve nemi hemen absorbe edip buharlaşmasını sağlayan (nemin nüfuz ettiği) liflerden oluşmaktadır. Özel, doğal kanallı bir yapıya sahiptir ve lifin içindeki bu boşluklar insan terini hemen absorbe edip, buharlaşmasını sağlamaktadır. Fiziksel özelliklerinin analiz edilmesiyle yüksek bir mukavemetinin ve düşük esnekliğinin olduğu bulunmuştur. İnceliği 1200’den 2000 Nm’e kadar değişebilmektedir.
Düşük ve orta kalınlıktaki iplik üretimi için uygundur.

Doğal bambu liflerinden elde edilen tekstil ürünleri, mükemmel nem absorbsiyonu ve nemin buharlaştırılması
gibi özellikleri ile giysi konforu açısından üstünlüklere sahiptir. Bunun temelinde lif yüzeyinde bulunan birçok
küçük oyuk ve enine kesitindeki sayılamayacak kadar çok lümenin olmasıdır. Doğal bambu liflerine “nefes alan lifler” denilebilir. Yazlık kıyafetler için oldukça uygundur. Bambu liflerinin pamuk ve ipek gibi liflerle belirli oranda karıştırılması ile çocuklar ve yetişkinler için sağlıklı ve konforlu iç giyim ürünleri elde edilmektedir. Gelecekte yatak takımlarında, dekoratif ev tekstillerinde ve çoraplarda kullanımının giderek artacağı düşünülmektedir.

21. yüzyıl her türlü endüstriyel uygulamada ekolojik dengenin bozulmamasına ilişkin önleyici tedbirlerin gündemde olduğu bir yüzyıldır. Tekstil endüstrisi de bu tedbirlerin, uygulamalarla yakından ilgilidir. Çevre dostu tekstil üretimi endüstrinin geleceğini şekillendirecek en önemli faktörlerden olacaktır. Bu noktada kullanılan ham maddeden, enerji kaynaklarına; ürünün geri kazanılabilirliğinden, çevreye verdiği zarara kadar tüm ürün ve işlem parametreleri dikkate alınacaktır. Doğal bambu lifleri doğal ve yenilenebilir bir kaynaktan elde edilmektedir. Lif eldesinde kullanılan yöntemler çevreye ve insan sağlığına zarar vermemektedir.
Doğal bambu lifleri mükemmel nem absorbe etme yetenekleri, hızlı buharlaşma sağlamaları ve antibakteriyel
özellikleri sayesinde tekstil mamulüne fonksiyonel özellikleri kazandırmaktadır. Bu fonksiyonların ek bir kimyasala ya da işleme gerek kalmadan doğal olarak sağlanması bambu liflerin gelecekte kullanımlarının artacağını göstermektedir.

BAMBU ELYAFININ ÖZELLİKLERİ:
  • Doğal Anti-bakteriyal özelliği, 
  • Çok hafif, 
  • Serinlik hissi, 
  • Kaşmir ve ipek tuşesine en yakın yumuşaklık, 
  • Vücutta oluşan teri anında emer, 
  • Boyayı çok güzel emme özelliği, 
  • Parlaklık görünümü nedeniyle merserizasyon gerektirmez. 
  • Ultra -viyole işıkları kırır. 
BAMBU ELYAFININ KULLANIM ALANLARI:

Erkek ve bayan iç ve dış giyim ürünleri: Bambu lifi, vücutta oluşan teri anında emmesi, serinlik hissi
vermesi, parlaklığı, yumuşaklığı ve dökümlülüğü gibi özelliklerinden dolayı erkek ve bayan dışgiyim
ürünlerinde kullanılabilmektedir. Bunların yanında  doğal antibakteriyel özelliği iç giyim ürünleri ve
çoraplarda kullanılmaktadır. UV ışınlarını kırma özelliği de özellikle yazlık giysiler için uygundur.

Hijyenik ürünler ve tıbbi tekstil ürünleri: Bambu lifi doğal antibakteriyel özelliğinden dolayı bandaj,
maske, hastane giysileri, gıda ambalajları gibi pek çok hijyenik ürün ve tıbbi tekstil ürünleri için
kullanılmaya elverişli olarak görülmektedir. Doğal  antibakteriyel özelliğinden dolayı bambu lifinden
elde edilecek hijyenik ürünlerde kimyasal antimikrobik madde ilavesi gerektirmediği için ciltte alerjik
oluşumlara yol açmamaktadır.

Özellikle bambu lifinden yapılan nonwoven ürünler viskon lifinden üretilen nonwoven ürünlere büyük
ölçüde benzerlik göstermektedir. Ayrıca bambu lifinin doğal antibakteriyel özelliği sayesinde hijyenik
bez, koruyucu tampon ve bez, ağız maskesi ve gıda ambalajı gibi hijyenik ve tıbbi ürünler alanında geni
bir uygulama alanı bulacağı beklenmektedir.
  
Ev tekstili: Nem absorbsiyonun yüksek olması, yumuşaklık ve antibakteriyel özelliği bambu lifinin
havlular için uygun bir elyaf olmasını sağlamaktadır. Yatak çarşafı, nevresim, battaniye gibi çeşitli  ev
tekstili ürünlerinde kullanılan bambu lifi UV ışınlarını kırması özelliği ile perdeler için de elverişlidir.
Bambu lifi hazır giyim ve ev tekstili ürünlerinin yanında sıvı filtrasyonu, toprak stabilizasyonu ve
erozyonu önleme amacıyla kullanılan jeotekstil ürünlerinde, hava ve suyu temizleyen filtrasyon
malzemelerinde, sulardan ve sulak arazilerden petrolün ayrılması için tasarlanan özel emici materyallerde,
endüstriyel kayı ve filtrelerde, kord bezi üretiminde, otomobillerde, yapılarda, tıbbi tekstil ürünlerinde ve
havacılık sektöründe kullanılmaktadır. Bambu lifi ayrıca hafiflik ve yüksek performans açısından
metallere alternatif olan bugünün yüksek teknoloji  ürünü kompozit malzemelerde de kullanılmaktadır


Kaynaklar; www.tekstilvekonfeksiyon.com/pdf/20090723102149.pdf
http://www.teknolojikarastirmalar.com/pdf/tr/04_020308_5_erdumlu_tr.pdf